"Kitaplarla İyileşmek: Hyunam-Dong Kitabevi"
- Puder'in Torunu
- 29 Ara 2024
- 5 dakikada okunur
“Ben, okumak istediğim hikayeleri yazmak istiyordum. Kendi hızını ve yönünü bulan, düşüncelerle boğuşan, sarsılan, umutsuzluğa düşse de kendine inanıp bekleyen insanların hikayelerini; çabalayıp toparlanmadıkça kendi benliğimiz de dahil olmak üzere kendimizle ilgili birçok şeyi küçümser hale geldiğimiz bu dünyada, küçük çabalarımız, emeklerimiz ve istikrarımızı savunan bir hikaye.”
Hyunam-Dong Kitabevi’nin yazarı Hwang Bo-Reum, yazmakla ilgili derdini bu cümlelerle anlatıyor kitabının sonsözünde. Okurken gülümsüyor ve bu kitabı anlatan bir yazı yazsam bu cümlelerle başlardım diyorum içimden. Kitabı biraz araştırırsanız her yerde okuyucuların bu kitaptan bahsederken kendilerini nasıl da iyi hissettiklerini ve kitabın onlara adeta ilaç gibi geldiğinden bahsettiklerini görebilirsiniz, buna ben de dahildim üstelik. Hâl böyle olunca, romanın “healing novel” ve “feel-good novel” şeklinde kategorize edilmesi sürpriz değil. Peki ne oluyor da bir kitap, onlarca farklı coğrafyadan bunca insana aynı anda iyi hissettirebiliyor?
Psikolojide öğrendiğim, çok basit olmasına rağmen çok güçlü olduğuna inandığım bir olgu var: Bir şeyi öğrendiğinizde veya deneyimlediğinizde, onu bilmediğiniz halinize geri dönemezsiniz. Kitabın ana karakteri Youngju oldukça “başarılı” bir kadın, toplumun ondan beklediği şekilde bir hayat inşa etmiş kendine. Evlenmiş, statüsü ve maaşı yüksek iyi bir işe girmiş, izin bile almadan yıllarca çalışıp her gününü modern hayatın aşina olduğumuz koşturmalarıyla doldurmaya devam etmiş -ta ki bir gün, bir anda, artık bir adım olsun devam edemeyeceğini fark edene dek. Elbette ailesi ve sevdikleri tarafından anlaşılamamış, düzenin dışına çıkan herkesin başına gelen baskılara ve beraberinde gelen suçluluk duygusuna tek başına göğüs germek zorunda kalmış. Fakat Youngju durmamış, alıştığı düzeni yıkmış, hayalinin peşine düşmüş ve Hyunam-Dong Kitabevi’ni açmış.
Burada durup biraz da yazarı tanıyalım isterim. Koreli yazar Hwang Bo-Reum Computer Science mezunu, uzun yıllar LG’de yazılım mühendisi olarak çalıştıktan sonra bir gün (kitabın ana karakteri olan Youngju gibi) bu hayatın artık onu tükettiğini fark edip istifa etmiş. 30 yaşın ona verdiği yetkiye dayanarak (29’dan bildiriyorum) durup kendine bu hayatı nasıl yaşamak istediğini sormuş. Yeni şeyler denerken yolu bir yazarlık kursu ile kesişince, yazmaktan ne kadar keyif aldığını fark etmiş. Elbette ilk denemeleri yayınevleri ve platformlar tarafından reddedilmiş. Çok ürettiği günler de, bir yıl boyunca hiç yazamadığı ve yazmaktan korktuğu dönemler de olmuş. Fakat sonra bir gün bir fikrin, hatta bir tutkunun peşine düşmüş ve geçmiş yazma deneyimlerinden farklı olarak ilk kez kendini sandalyesinden neredeyse kaldıramadığı bir yazma sürecinde bulmuş. Ben buna doğurur gibi yazma diyorum (Nihan Kaya’nın Yazma Cesareti kitabı ile Rollo May’in Yaratma Cesareti kitabını da yazmak ve yaratmakla ilgilenen herkese bu vesileyle öneriyorum) ve doğururcasına yazılan her şeyin, gerçek bir okuyucu tarafında ayırt edilebileceğine inanıyorum. Hyunam-Dong Kitabevi, işte yazarı tarafından böyle dünyaya getirilmiş.

Bo-Reum kitabın ilk taslağını Koreli içerik platformu Brunch’a yüklese de, okuyuculardan hepi topu birkaç yorum alabilmiş. Bir yıl sonra, 2021 yılında, Güney Kore’nin en büyük e-kitap platformlarından Millie’s Library’nin Brunch ile yürüttüğü yazı yarışmasına pek de bir beklentisi olmadan romanını kaydetmiş. Hayatın küçük mucizeleri işte tam bu noktada devreye girmiş ve Hyunam-Dong Kitanevi birinci olarak e-kitap formatında yayımlanmış. 2022’de ilk kez kağıt kitap olarak basıldığında 5 ayda 110.000 adedin üstünde satılarak çok satanlar listelerini kasıp kavurmayı başarmış ve kısa sürede 20’den fazla ülkeye yayılmış.
Bo-Reum’un hikayesinin Youngju ile benzemesi, kitabın duygusunun okuyucuya bu kadar filtresiz bir şekilde yansımasında şüphesiz kolaylaştırıcı bir etken. Peki benzerlik nerede sona eriyor? Kitapta ana karakter Youngju, bir diğer karakter olan yazar Sengwoo’ya, yazılarına benzeyip benzemediğini soruyor. Bir röportajında aynı soru Bo-Reum’a da sorulunca, yazar kendi yarattığı karakterin cevabına sığınıyor:
“Yazıyla o yazıyı yazan kişinin benzeyip benzemediğini kim bilebilir? (Is there someone who’d know for sure?)”
O hâlde sanıyorum yaşanmışlıktan beslenen keskin gerçekliğin kitabı okuyan tüm okurlarda empati yapmayı kolaylaştırdığını söyleyebiliriz, fakat bu noktadan sonrası yazarın kimliğinin ötesine geçerek metnin inşasında ve su gibi akışında gücüne kavuşuyor. Hyunam-Dong Kitabevi, tek bir kadının, Youngju’nun dönüşümüne odaklanmıyor. Aksine, romanın merkezinde kitabevinin ta kendisi yer alıyor ve onu ziyaret edenlerin hikâyesiyle kitabevi de kendi dönüşüm yolculuğuna çıkıyor. Barista Minchul’un hikayesi zor koşullarda bile tutkuyla sevdiğin şeye odaklanmanın, bunu yaparken de sürekli öğrenmekten ve dönüşmekten korkmamanın hikayesi oluyor benim için. Jimi’nin hikayesi, içinde huzursuz olup sürekli şikayet ettiğimiz her şeye kendimizi nasıl da görünmez iplerle bağladığımızı ve bir gün biri ipin bir ucunun öylece boşlukta salındığını gösterene dek gitmeyi nasıl da aklımızdan geçiremediğimizi hatırlatıyor. Jungseo örgü ördükçe, kendimize odaklandığımız anlar yaratarak duygularımızı nasıl kontrol altına alabileceğimizi görüyor ve en ufak bir eylemin bile böylesine adanmışlıkla yapıldığında nasıl da kartopu etkisi yaratabileceğini fark ediyorum. Heeju’nun hikayesi bana, birinin annesi, eşi, arkadaşı veya sevgilisi olmadan, yalnızca kendimiz olabildiğimiz o alanı bulduğumuzda hikayemizi duyurmamız ve özümüze sahip çıkmak için gereken güce korkuyor olsak bile tutunmamız gerektiğini -bunun bizi kötü bir anne, eş, arkadaş veya sevgili yapmayacağını hatırlatıyor. Her bir karakterle bir kez daha altını çiziyor yazar sanki: Kendin olmak, sevdiklerine ihanet etmek değil. Kendin olmak, değişmeden kalmak değil. Kendin olmak, yalnızca hazır olduğunda cesur olmak değil.
“Peki nedir kendin olmak?” dediğinizi duyar gibiyim. Belki bu sorunun tek bir cevabı olmadığını kabul etmek, kendine şefkatle yaklaşmak ve sevdiklerine tutunarak yaşama devam edebilmek. Bu kitabı en güzel böyle özetleyebilirim.

Son olarak, Bo-reum’un kitabı benim için keyifli bir okuma serüveninden heyecanlı bir keşif yolculuğuna dönüştüren önerilerinden bahsetmeden bu yazıyı bitirmem mümkün değil. Merkezine kitabevini alan bir romanda cümle aralarına sıkıştırılmış kitap önerileri olmasaydı, belki biz de okurlar olarak kendimizi tam anlamıyla bir kitabevinin -mesela İstiklal'de büyükçe bir kitabevinin veya Kadıköy'de sarı ışıkları ve kedisiyle önünden geçenin aklını çelen butik bir kitapçının içinde dolanır gibi hissedemezdik. Aşağıdaki liste okurken not aldığım kitapları, filmleri ve dizileri içeriyor. Dilerim severek okur, izler ve belki sizler de yeni yollar bularak ilhamın sürmesine izin verirsiniz.
Sevgiyle.
Bonus: "Rafa yaslanarak kitaplığa göz attıktan sonra pencereye doğru ilerledi. Dükkan yeterince havalanmıştı. Her zamanki gibi en sağdan başlayarak tüm pencereleri kapatıp klimayı çalıştırdıktan sonra hep dinlediği albümü açtı. Keane adlı bir İngiliz grubunun Hopes and Fears adlı albümü. 2004 yılında çıkan bu albümü ilk kez geçen yıl keşfetmiş, şarkılarına hayran kalıp neredeyse her gün dinler olmuştu. Vokalin kayıtsız ancak rüyayı andıran sesi içeriyi köşe bucak dolduruyordu. Gün başlamıştı. (sayfa 7)
Hyunam-Dong Kitabevi Romanında Geçen Kitaplar ve Yapımlar:
Kitap Listesi:
Kirpinin Zarafeti - Muriel Barbery
Animal Triste - Monika Maron
Çavdar Tarlasında Çocuklar - J.D.Salinger
Kadınlar Daha Yalnız - Elizabeth Strout
Lizbon’a Gece Treni - Pascal Mercier
Doğrular ve Yanlışlar - Joshua D. Greene
Acı Çikolata - Laura Esquievel
Işık Muhafızı - Cho Haejin
Dünya Tarihi - Cevahirlal Nehru
Play Life More Beautifully, Conversations with Seymour - Andrew Harvey & Seymour Bernstein
Zorba - Nikos Kazancakis
Too Bright for Romance - Kim Geumhee
Shoko’s Smile - Choi Eun-Young
Faust - Goethe
Çalışmanın Reddi - David Frayne
Protestan Ahlakı - Max Weber
Sahip Olmak ya da Olmak - Erich Fromm
Nikomakhos’a Etik - Aristoteles
Ayakta Duran Kadın - Park Wansuh
Demian - Hermann Hesse
Sonbaharın Ruhları - Kent Haruf
Franny ve Zooey - J.D.Salinger
İzleme Listesi:
Beyaz Kule (Film, 1950)
Stranger (Dizi, 2017)
Seymour: An Introduction (Belgesel film, 2014)
Fırtınadan Sonra (Film, 2016)
Youth Over Flowers (Reality show, 2014
Acı Çikolata - Like Water for Chocolate (Dizi, 2024)
Bu yazıyı bir araya getirirken bana çok faydası olan iki kaynağı da ilgilenenler için şöyle bırakıyorum:
Comentários